Aşkı bulmak | Ferrari Portofino

Zincirlerinden kurtulmak yerine şehir içinde gezinti yapmayı daha fazla seviyor.

 

Bu otomobil kullanışlılık anlamında birçok özelliğe sahip.

Alçakgönüllülük, Ferrari’nin karakterinin özelliklerinden biri değil ama şirket çalışanları California’nın iyi işler çıkarmadığını itiraf edebiliyor. 10 yılda 11 bin adet satıldı ki müşterilerin çoğu ilk kez bir Ferrari satın alıyordu. Bu, felsefeden çok ekonomik bir nokta çünkü geleneksel Ferrari’lerin karakterleri çoğunlukla felsefi bir yönde çekicilik sergiliyor.

Portofino, hem rakamlar hem de gerçek hayat anlamında dengeye odaklanıyor ve California müşterilerinin hoşlandığı o heyecan verici dinamizmi kullanışlılık ve esneklikle birleştiriyor ve eski modelin biraz… garip görünen oranlarını arkasında bırakıyor. Kim çirkin bir Ferrari ister ki?

Maranello’nun Centro Stile’si daha keskin görünümlü bir model ortaya çıkarmış ki görünümün etkileyiciliği tavan açık veya kapalıyken değişmiyor. Aston Martin’in yeni DB11 Volante’si veya yeni nesil Mercedes SL’den farklı olarak, Ferrari katlanabilir metal tavanda ısrarcı. Müşteriler bu tavanı istiyor ve aslında bu tavan, kumaş tavandan daha hafif.

Böylesine donanımlı bir otomobilde ağırlık tasarrufu sağlamak öncelikler arasında olabilir ama bu, Ferrari teknik direktörü Philippe Krief (kendisi aynı zamanda Alfa Romeo Giulia’nın ardındaki de isim) ve ekibinin üzerinde bolca çalışması gereken bir konuymuş.

Yeni tamamen alüminyum şasi, 12 farklı alaşımdan oluşuyor ve temel bileşenler akıllıca entegre edilmiş. A sütununu ele alalım; California’da bu sütun 21 farklı bileşenden oluşuyordu. Şimdiyse yalnızca iki parçalı. Yapısal sertliğin arttırılması için döküm bileşenlerden yararlanılmış ve sonuçta yeni otomobilin gövdesi eskisine oranla yüzde 35 daha sert hale getirilmiş. Aktarma ve elektronik sistemlerinde de ağırlık tasarrufu sağlanmış. Koltuklar, ısıtma-havalandırma sistemleri ve konsol yapısı çok daha hafif. 1664 kg ağırlığıyla Portofino, California T’den 80 kg daha hafif.

Motor da Ferrari’nin ödüllü 3.9 lt çift turbolu V8’inin yenilenmiş bir versiyonu ve Portofino’da 600 bg güçle 3000-5250 d/dak arasında 760 Nm tork üretiyor. Yapılan değişiklikler arasında piston kolları ve başları, tek parça dökme egzoz manifoldu ve yanma odasında fazladan yüzde 10 maksimum basınç üretilmesi bulunuyor. Bu değişiklikler otomobilin California T’ye oranla 40 bg fazlasına sahip olmasını sağlamış. Ferrari’nin yeni nesil turbo motorlarında atmosferik V8’lerin gaz tepkilerini sunabilmesi bizi hâlâ etkiliyor. Güç aktarımından sorumlu isim Vittorio Dini TopGear’a “Bir turbo motordan daha fazla güç açığa çıkarmak yalnızca daha fazla turbo basıncıyla alakalı değildir. Onu ahenkli, güçlü ve kullanılabilir da kılmanız gereklidir” diyor. İddialarının doğruluğunu göreceğiz.

Portofino, Şahlanan At için teknoloji anlamında bir geçiş niteliği taşıyor ve Ferrari’nin yeni müşterilerini cennete taşımaya odaklanıyor. Yine de bu otomobilde gaz pedalına ilk kez bastığınızda, ağzınızdan birkaç kelime dökülüyor. Bu otomobil her ne ise, kesinlikle yavaş değil. 0-100 km/s hızlanması 3.5 sn, 0-198 km/s hızlanmasıysa 10.8 sn sürüyor. Maksimum hızıysa 316 km/s. Kısacası gerçek bir Ferrari olup olmadığı konusundaki şüpheleri ortadan kaldırabiliyor. 3.9 lt’lik V8 güzel bir sese sahip ve hacminin her santimetreküpüyle bir başyapıt gibi hissettiriyor. Hava giriş ve egzoz sistemleri değiştirilmiş. Yeni bir elektrikli bypass supabı bulunuyor ancak buradaki asıl nokta, turbo gecikmesinin olmaması ve jilet keskinliğindeki gaz tepkileri.

Bu eski moda Ferrari özelliklerine Portofino’yu düşük hızlarda ve yedinci viteste rahatlıkla sürükleyen tork eşlik ediyor. Peki Ferrari dışında kim, otomobilin tork eğrisini bass, tenor ve soprano ses aralıklarını da gösteren bir grafikle sergiler?

Son Ferrari’lerin çoğunda olduğu gibi bu da yüksek bir sürüş kalitesine sahip. Ferrari, manyetik amortisörlerin algoritmalarıyla oynamış. Portofino önde ve arkada daha sert yaylar üzerinde yol almasına rağmen sürüş kalitesi yükselmiş. Arkadaki aksa konumlandırılan çift kavramalı şanzıman, manuel modunda harika ancak Portofino, zincirlerinden kurtulmuş gibi gitmek yerine şehir içinde gezinti yapmaya odaklı olduğunu hissettiriyor.

Elbette kusursuz bir otomobil değil. Kusurlarının ortaya çıktığı noktaysa, tempoyu arttırdığınız an. Fazla hiperaktif hissettiriyor ve hem ön hem de arka tarafla diyalog kısıtlıyken, kavga eden bir çiftin ortasında kalmışsınız gibi hissediyorsunuz. 812 Superfast gibi Portofino da elektrik destekli direksiyon kullanıyor ve bu nedenle otomobile farkında olmadan aşırı komutlar vermek işten bile değil. Ona sakince yaklaşmalısınız. Manettino’da “her şey kapalı” modunu seçerseniz, güç oyunları başlıyor. Neyse ki Ferrari’nin yanlama kontrol yazılımı burada da var.

Gövde kontrolü California T’ninkinden daha başarılı ama Portofino hâlâ, Sport modunda dahi yumuşak hissettiriyor ve yüksek hızlarda biraz dağınık davranıyor. Fazla tetikte direksiyon da duruma yardımcı olmuyor. İlginç şekilde çok daha fazla Ferrari gibi hissettirmesine rağmen, 100 km/s’ye yakın hızlarda daha eğlenceli. Belki de bir şeyleri doğru yapmışlardır. Brembo frenler daha hisli olabilirdi ama durdurma güçleri tam anlamıyla harika.

Portofino’nun şekillendirilmesinde Ferrari birçok kişiye danışmış. Aslında bu, şimdiye kadar en fazla Pazar araştırması yapılarak tasarlanan Ferrari. Bu modelin, yalnızca harika otomobiller ortaya koyma amacı dışında bir şeylere hizmet edip etmediği tartışılır ancak Portofino’da eşyalarınızı koyabileceğiniz birçok göz bulunuyor. Aynı zamanda kabini de kaliteli. Ferrari onu +2 kişilik bir model olarak tanımlıyor ancak arka koltuklara ayrılan fazladan 5 cm’lik alan, insanlardan çok alışveriş torbalarına daha uygunmuş gibi hissettiriyor. 488’in başarısız ergonomiklerinin yerini daha sade kontroller almış ama F1’inkine benzeyen çok fonksiyonlu direksiyon biraz kalabalık görünüyor. Belki müşteriler bu direksiyona alışmıştır ve bu nedenle direksiyon o kadar da büyük bir sorun olmayabilir. Bilgi-eğlence sistemi 10.2 inçlik dokunmatik ekrandan oluşuyor. Apple CarPlay fonksiyonu opsiyonel. Klima eskisine oranla yüzde 25 daha hızlı, yüzde 50 daha sessiz çalışıyor. Bu, günlük kullanıma çok daha uygun bir Ferrari. 750 km’lik menzili ve 11.0 lt/100 km’lerde gezinen gerçekçi yakıt tüketimi, otomobilin GT karakterini vurguluyor.

Yeni Ferrari her anlamda California’yı ortadan kaldırıyor. Portofino daha hafif, daha hızlı, daha iyi görünümlü ve daha kaliteli. Pazarın bu bölümü fazlasıyla hareketli (AMG S63 Cabrio, Aston Martin DB11 Volante, Bentley Continental GT, Porsche 911 Turbo cabrio ve hatta Rolls-Royce Dawn) ve pazardaki hiçbir model, paranızın karşılığını aynı şekilde vermiyor. Yine de bunlardan yalnızca bir tanesi Ferrari ve Portofino hiç olmadığı kadar “Ferrari” bir model.

1) Porfofino, gazlamaktan çok gezinti yapmaya odaklanan bir model.

 

2) Bunlar yalnızca koltuk değil. Sertliği değişebilen yastıklara sahip alüminyum alaşım iskeletler.

3) Frenler Brembo. Öndeki 390 mm.

4) 3.9 lt çift turbo V8 artık 600 bg güç üretiyor. Optimum bir değer.

5) Gösterge olarak iki adet TFT ekran yer alıyor. Bilgi-eğlence ve navigasyon ortadaki 10.2 inçlik dokunmatik ekrandan kontrol ediliyor. Klima artık daha verimli ve kabindeki hava akışı daha düzenli.

TEKNİK ÖZELLİKLER
3855 cci, V8, çift turbo, arkadan itiş, 600 bg, 760 Nm

10.8 lt/100 km, 245 g/km

0-100 km/s 3.5 sn, 316 km/s

1664 kg

 

California’nın anısını ortadan kaldıran daha hafif ve daha iyi görünümlü bir model. Kusursuz değil ama gerçek bir Ferrari.

 

test