Mazda otomobil severlerin yakından tanıdığı bir marka. MX-5 gibi sınıf yaratan bir otomobilin yanı sıra RX-7 ve RX-8 gibi kült modeller üreten bu markanın adını son dönemde çok fazla duymuyoruz. Ama bu Mazda’yı hiçbir zaman yıldırmadı. Kompakt sınıfta 3, D segmentinde 6 ile mücadele eden, CX-3 ile B-SUV sınıfını hareketlendiren Japon üreticinin 2017 yılı bombası ise yenilenen CX-5 oldu.

2011 yılında tanıtılan, 2012 yılında yollara çıkan CX-5, beşinci yaşına yepyeni bir tasarım ile giriyor. Önden CX-5’e baktığımızda birkça otomobili görebiliyoruz. Farlar BMW 3 Serisi’ni, andırıyor. Mitsubishi Lancer ve Jaguar F-Pace de yine CX-5’in bana hatırlattığı otomobiller. Fakat bu harman göze hoş geliyor. Geniş radyatör ızgarasının altından geçen krom kuşak şık bir detay. CX-5’in arka tarafına baktığımızda ön taraftaki bu fitliğin arka tarafta da devam ettiğini görüyoruz. Mazda, 2017 CX-5’in arka stop ve plastik difüzöründe de daha net ve kısa çizgilere yer veriyor. Modelin sportifliğini tamamlayan tamponlarla birlikte Mazda’nın “Kırmızı Kristal Ruhu” adını verdiği yeni renk seçeneği tüm bu bütünlüğe son noktayı koyan dış tasarım elemanı olarak karşımızda duruyor.

Yeni CX-5’in de kabini bir hayli sportif. İnce kollu direksiyon bu sportif havanın en önemli aktörlerinden birisi. İkisi analog biri dijital olan göstergeler okunaklı. Head-up display ise artık renklendirilmiş. Ön konsolun üst kısmında ise bilgi-eğlence sisteminin ekranı bulunuyor. CX-5 artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline USB çıkışlarından da önde iki arkada iki olmak üzere dört tane sunuyor. Bugün için çok önemli bir ayrıntı bu.

Oturma pozisyonu biraz yüksek. SUV kullandığımız düşünürsek oldukça normal. Arka koltuklarda yeterli diz ve baş mesafesi sunuluyor. Direksiyon ve ön koltuklar gibi arka koltuklar da ısıtmalı. Bagaj hacmiyse 500 lt’den 505 lt’ye yükselmiş. Yeni CX-5, 4550 mm uzunluğa, 1840 mm genişliğe sahip. Bu değerler eski jenerasyonla hemen hemen aynı kalırken eski nesline göre 20 mm‘lik bir artış ile 1690 mm gibi bir yüksekliğe ualşmışAks aralığı ise değişmemiş ve 2700 mm olarak kalmış.
Atmosferiğe olan inancını kaybetmeyen Mazda, CX-5’te 2.0 lt 160 bg güç üreten benzinli bir motora yer veriyor. 2.2 lt’lik dizel motor ise Türkiye’de satışa sunulmayacak. Tork konvertörlü otomatik şanzıman ile kombine edilen motorun alt devirleri zayıf kalsa da yukarılarda kendine gelmeye başlıyor. 6.6 lt/100 km olarak açıklanan yakıt tüketimi gerçek hayatta 1-1.5 lt daha yükseliyor.

CX-5’in sürşü ise eskisine göre çok daha iyi. Bunda iki etkenin rolü çok büyük. Birincisi yüzde 15 daha rijit olan gövde. Mazda yetkilileri CX-5’in platformunun değişmediğini ama geliştirildiğini üstüne basa basa söylüyorlar. Bu kendisini yolda kesinlikle gösteriyor. İkincisi ise Mazda’nın G-Vectorin adını verdiği teknoloji. Bu sistem, torku tekerleklere tutunma kapasitesine göre paylaştırıyor ve yolcuların içeride savrulmasını engelliyor. Bu da konforu artırıyor. Orta sertlikte süspansiyon ise bu iki sistemle birlikte iyi bir başarı sergiliyor. Direksiyonun biraz daha hisli olmasını ise arzu ederdik. Ses yalıtımı konusunda ise CX-5 standartları bir hayli yukarı çekiyor. Eski nesilde 120 km/s’den sonra duymaya başladığımız rüzgâr sesi yeni versiyonda neredeyse hiç yok. Lastik sesi ise belli belirsiz duyuluyor.

Mazda CX-5, temmuz ayından itibaren Türkiye’de satılmaya başlanacak. Fiyat konusunda ise kesin bir açıklama henüz yapılmadı.