Steroid almış bir A3 Sportback düşünün. İşte karşınızda bebek Q.

Solumda üstü açık, 6 metrelik şeker pembesi bir Cadillac DeVille homurdanıyor, sağımda krom dolu 55 model bir Bel Air siyah dumanlar çıkarıyor ve ben, ışığın yeşile dönmesini beklerken kırmızı Audi Q2’m ile bütün ilgiyi topluyorum. Yayalar sadece bakmakla yetinmiyor; resmen otomobile kilitlenip ağızları açık izliyorlar ve gelecekten gelmiş gibi görünen bu otomobilin şehirlerine nasıl geldiğini düşünüyorlar.

Havana, Küba; ulaşım ve inşaat altyapısı devrim öncesi dönemden kalmış bir şehir. Haliyle yeni şeylere, özellikle yeni otomobillere pek alışkın değiller. Bu yüzden bu kırmızı Audi ile göze batıyor olmam çok doğal. Q2 burada satılmayacak bile, çünkü devletin ithal edilmesine izin verdiği yalnızca birkaç otomobil var ve bunlardan da yüzde 800 ithalat vergisi alınıyor. Bu otomobili burada kullanıyor olmamızın sebebi ise Audi’nin dünya üzerinde İngiltere’den daha kötü yollara sahip tek ülkeyi bulmuş olması.

Kötü yollar, bu hafif yükseltilmiş mini SUV’un elindeki tüm kartları oynaması için biçilmiş kaftan. Şehir odaklı tasarlanan bu otomobilde Audi; birbirinin neredeyse aynısı, matruşka gibi tasarımlarından sıyrılıp kişiselleştirme seçenekleri de sunarak genç müşterileri kendine çekmeye çalışıyor. Q2’ye küçümser bir şekilde yaklaşacak olsaydım, ona biraz yükseltilmiş bir A3 Sportback derdim.

Q2’ye verilerle bakarsak; Q3’ten 200 mm ve A3 Sportback’ten 130mm daha kısa ama beş kapılı A3’ten biraz daha yüksek ve geniş. En bariz rakibi ise, yakında yenilenecek olan Mini Countryman ancak Q2’nin İngiltere’de 20 bin sterlinden başlayan fiyatlarıyla Mini daha ekonomik bir seçenek haline geliyor. Otomobil buraya kadar bildiğimiz Audi’ydi, şimdi ise kendini diğer Audi’lerden ayırdığı ve bunu biraz risk alarak yaptığı tasarım konusuna gelelim. Örnek olarak net bir eğime sahip tavan çizgisi, Q2’ye.