BU HIZLI HATCHBACK’LERİN İKİ JENERASYONUNU BİR ARAYA GETİRDİK.

İki Clio modelini ayıran tek şey 10 yıl değil. İsminden de anlaşılacağı gibi birisi, diğerinin direkt olarak torunu. Burada otomatik beş kapılı dört silindirli turbo beslemeli araç ve manuel şanzımanlı üç kapılı atmosferik bir model var. Bir gelişim söz konusu fakat ilk bakışta bu iki küçük Fransız’ın çok az şey paylaştığını düşünüyorsunuz.

Önce Clio II’den başlayalım. Renault bu araçtan binlerce sattı fakat çok azı bunun gibiydi. Clio’nun bu dönemine elveda demek için yapılan 182 Trophy Britanya ve otomobil tutkunları için her zaman bir anlam taşıyordu. 500 adet üretilmesi planlanıyordu ama bir şekilde İsviçre Renault’nun 50 adet daha soldan direksiyonlu araç yapması için onları ikna etti. Fransa’ya ise hiç verilmedi.

O günün Clio Cup aracı üzerine yapılan tüm Trophy’ler, biber kırmızısı rengindeydi. Clio V6’dan alınan spoyleri ve her bir köşede 1.3 kg gibi yüksek ağırlık tasarrufu sağlayan Speedline alaşım jantları vardı. İçeride 10 mm daha alçak duran Recaro’lar var fakat yine de biraz yüksek. Direksiyon Nimitzclass savaş uçağı gemisi yönetecek kadar büyük ve özel bir numara plakası var. Bu otomobil ise 1 numaralı olanı. Tam da istediğiniz gibi temiz ve elbette değeri yüksek.

Sachs Race Engineering amortisörleri,  daha iyi performans için ayrı bir hazneye sahipti. Bu da 182 Trophy’nin fark yaratmasını sağladı. Bu konuda çok fazla detaya girmeden bunun ana amortisörler için gerekli yağ ve gazı taşıyan ayrı bir hazne olduğunu söyleyebiliriz. Bu da amortisör çubuğunun daha kalın ve sıkı yapılmasına imkân tanıyordu. Oldukça da pahalıydılar. Renault, standart amortisöre göre 10 kat daha pahalı olduğunu iddia ediyor. Bu motorsporları parçası, 182’nin o günün diğer hızlı hatchback’lerinden ayrılmasını sağlamıştı. Gerçekten harikaydı.

Bugünlerde satılan 220’nin daha pahalı olduğu kesin ama 2013’te 200 versiyonu ilk çıktığında vites kulakçıklarıyla biraz sıkıcı olduğunu göstermişti.

Güzel şasisiyle yeterince iyi bir otomobil olduğu söyleniyordu fakat çift kavramalı vites kutusu, ilk andan itibaren sizi sinirlendirmeye başlıyor. Vites geçiş zamanlamaları hızlandırılmış ve güç 220 bg’ye çıkmıştı. Her şey Trophy normlarına getirilmişti ama hâlâ bir eksik vardı. Renault’nun ne yaptığı önemsiz ve pistte çok daha hızlı olsa da, bu otomatik vites kutusu asla ona ait olamazdı (ayrıca dört çeker RS3 ile aynı g kuvvetlerine erişiyor. Bunu test ettik). Ama sihir konusunda bir şeyler eksikti.

220 çok büyük değil, ama eski otomobil biraz daha küçük hissettiriyor. Modern standartlarda hızlı olmaktan uzak ancak 2.0 litre dört silindirli motoru 5000 d/dak’a kadar çıkıyor. Direksiyon az veya çok altınızda neler olduğunu anlatıyor, şasi dengeli ve oynamaya müsait (yeterince zorlarsanız bir tekeri kaldırabilirsiniz) ve ihtiyaç duyduğunuzdan daha fazla yol tutuş var. Yeni otomobil bırakın eski aracı Fiesta ST’nin de hız açısından önünde fakat heyecan açısından daha azına sahip. Üstün Clio III RS ikisinin arasında bir yerde.

Clio RenaultSport 220 hakkında en rahatsız edici olanı aslında vites kutusu değil; RenaultSport Megane’ın manuel ile gelmesi ve çok daha heyecan verici bir deneyim sunması. Sizi sürüşe dahil ediyor. Bu küçük otomobile bir şeyler nakledebilme şansı varsa o da biraz eski Clio sihri olabilir.