DİREKSİYONUN BAŞINDA OLMAK BİR ANLAM İFADE ETMİYOR. ONU ANLAMAK İÇİN SAĞ ARKA KOLTUKTA VAKİT GEÇİRMELİSİNİZ.

Bu tip otomobillerin sürücü koltuğuna oturup onlar hakkında fikirlerimi yazmayı her zaman anlamsız bulmuşumdur. Ancak her konuda olduğu gibi iş hayatında da her şey her zaman dilediğiniz gibi olmuyor. Bu ay dilediğim gibi gitmeyen şeylerden biri, Jaguar’ın amiral gemisi modeli XJL’yi yazmak zorunda kalışımdı.

Lütfen beni yanlış anlamayın; amacım, yarım milyon TL’lik bir otomobili kullanmak istemediğimi söyleyerek ukalalık yapmak değil. Anlatmaya çalıştığım şey, bu otomobilin satın alınmaya değer olup olmadığını belirleyecek unsurların sürücü koltuğunda değil, sağ arka koltukta gizli olduğu. 2.0 lt benzinli motora sahip giriş seviyesi Jaguar XJL 161 bin 608 Euro. Bu da, yazının yazıldığı andaki döviz kuru temel alındığında otomobilin 525 bin 452 TL olması anlamına geliyor. Takdir edersiniz ki bu son derece ciddi bir rakam. Peki Jaguar XJL bu fiyatın karşılığında neler sunuyor? Öncelikle kaputun altında 240 bg güç ve 340 Nm tork üreten 2.0 lt benzinli bir motor bulunuyor. Otomobilin 1735 kg’lik ağırlığı göz önüne alındığında otomobilin hantal kalacağını düşünebilirsiniz ama öyle değil. Gaz pedalını zemine yapıştırdığınızda siz de koltuğunuza yapışmıyorsunuz ama 8 ileri otomatik şanzıman otomobilin verimli şekilde ivmelenmesinde ciddi bir rol üstleniyor ve büyük gövdeye atletiklik kazandırıyor. Otomobilin 0-100 km/s hızlanması 7.9 sn, maksimum hızıysa 241 km/s.

Model gamının en üstünde 340 bg güç ve 450 Nm tork üreten 3.0 lt supercharger’lı benzinli motor yer alıyor. Bu motorun gücü de yine 8 ileri otomatik şanzımanla dört tekerleğe birden aktarılıyor. Saydığım iki motorun arasında da 300 bg’lik 3.0 lt dizel motor bulunuyor.

XJL’nin kabininde kalite anlamında kusur bulmak için biraz çaba harcamanız gerekiyor. Tasarım ve renk seçimi göreceli kavramlar ancak orta konsolla Jaguar Land Rover’ın karakteristik dairesel vites kontrol sisteminin yarattığı etki, bu tip bir otomobilde karşılaşmayı bekleyeceğiniz cinsten. Parlak detaylar, deri yüzeyler ve eskisininkine oranla çok daha akıcı çalışan bilgi-eğlence sistemi, sürücü koltuğunda geçirilen zamanın daha rahat akmasını sağlıyor.

XJL gibi bir modelin acil durumlar dışında (önünüze fırlayan bir çocuk veya kaçmanız gereken herhangi bir başka engel) sınırlarına kadar zorlanacağını düşünmek çok mantıklı değil. Sonuçta arka koltukta patron otururken ne kadar tempolu kullanabilirsiniz ki? Belki bahsi geçen bu kişi havalimanına yetişmek zorunda kalabilir, o kadar. XJL’nin gövdesini makul oranda kontrol edebildiğini söylemek mümkün. Direksiyon, yeteri kadar bilgiyi avuçlarınıza iletiyor, gövde sıkı bir tavır takınıyor ve siz de gerektiğinde otomobilin yönünü ani şekilde değiştirmenin gerekebileceği durumlar için fazlasıyla güven depolamış oluyorsunuz. XJL, bu tip durumlarda da güveninizi boşa çıkarmıyor.

Jaguar XJL’nin yorucu şekilde yol aldığını söylemek hiç adil olmaz ama aynı şekilde onun yolcularını pamuklar üzerinde taşıdığını da söylemek mümkün değil. Yüksek frekanslı engeller kabinde rahatsız edici seviyede olmasa dahi bir titreşime neden oluyor ve özellikle büyük engeller nadiren de olsa çarpma hissi uyandırıyor. Elbette bunları, sınıfındaki diğer modellerin (örn: Mercedes S-Sınıfı) sürüşlerinden aklımda kalanlarla söylüyorum. Gelecek sayılarda XJL hakkında en doğru kararı verebilmek adına onu rakipleri karşısına çıkarabiliriz.

Eğimli tavan çizgisi, ki bu çizginin otomobilin profiline müthiş bir akıcılık kazandırdığına şüphe yok, baş mesafesi ve ferahlık anlamında arka koltuktakileri rahatsız edebilir. Bu Jaguar, sürüşüyle arka koltuktakilerden çok, sürücü koltuğundaki kişiyi memnun edebilecek gibi görünüyor. Bu hem iyi hem kötü; çünkü bir otomobilin başarısı, üretim amacına ne kadar hizmet ettiğiyle ölçülür.