Volvo’ya göre, havalimanı güvenliğinden geçmek ve gürültülü, sıkışık bir uçağa binmek için birkaç saat beklemek, geleceğin otonom aracının üstesinden geleceği bir şey.

Otomobil üreticisinin yeni 360c konsepti, ne kadar uzağa giderseniz gidin, sizi tam bir rahatlık içinde hedefinize götüren, tamamen elektrikli birinci sınıf özel bir kabin. Bu tür bir araç, milyar dolarlık ulusal hava seyahati endüstrisi gibi Volvo için yeni büyüyen pazarla yaratabilir.

360c konseptinin dört ana potansiyel kullanım alanı var;  uyku ortamı, mobil ofis, oturma odası ve eğlence alanı, bunların tümü insanların seyahat etme şeklini yeniden ele alıyor. ”Önümüzdeki yıllarda sektör değişecek ve Volvo, sektörümüzün değişmesine öncülük etmeli.” diye konuşan Volvo patronu Hakan Samuelsson, ”Otonom sürüş güvenliğin bir sonraki büyük adımını atmamıza izin verecek, aynı zamanda heyecan verici yeni iş modellerini açacak ve tüketicilerin otomobilde istediklerini yapmalarına imkan tanıyacak.” ifadelerini kullandı.

Volvo, 360c’yi, özellikle mesafenin yaklaşık 300 km olduğu kısa mesafeli yollarda, kısa mesafeli hava yolculuğuna “potansiyel olarak karlı bir rakip” olarak görüyor.

Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde, geçen yıl iç hat uçuşlarında 740 milyondan fazla insan seyahat etti, bu da milyarlarca dolarlık bir gelir demek. Bunların dışında bazı yolculukları otomobil ile yapmak, havaalanına gitmek, güvenlik kontrolünden geçmek ve diğer çeşitli beklemeler de göz önüne alındığında daha kısa sürebiliyor. ”Biletinizi satın aldığınızda, iç hava seyahatleri harika geliyor ama gerçekte öyle değil. 360c, sektörde yepyeni bir alanı temsil ediyor.” diyen Volvo yöneticisi Marten Levenstam, ”Uyku kabini, gece boyunca konforlu ve huzurlu seyahat etmenizi ve varış noktanızda yenilenmenizi sağlar. Bu, dünyanın önde gelen uçak üreticileriyle rekabet edebilmemizi sağlayabilir.” ifadeleriyle konsept modellerinin sahip olduğu potansiyeli dile getirdi.

Volvo, yeni konseptlerinin seyahat etmeyi yeniden yorumlamanın yanı sıra aynı zamanda insanların hareket halindeyken arkadaşlarıyla ve aileleriyle bir araya gelmelerini sağladığını, yoldaki zamanı “yeniden yakaladığını” belirtiyor. Yani, bir anlamda 360c, otonom teknolojinin toplumu nasıl değiştireceğinin ilk adımı olarak görülebilir ya da Levenstam’ın dediği gibi ”daha çok şey öğrendikçe daha fazla fikir ve cevaplar içeren bir konuşmanın başlangıcı” olarak yorumlanabilir.