SVR’nin nasıl bu kadar iyi titreşimler yarattığını görmek için ses sanatının derinliklerine iniyoruz.

Bu dergi birçok şeyi yapabilir fakat ne yazık ki Range Rover Sport SVR’nin sesini size dinletemiyor. Öncelikle bu sesin uzaktaki bir Chinook helikopterine benzediğini söyleyebilirim; gümbürtülü ve tehlike saçıyor. Yanınızdan geçtiğinde bir NASCAR otomobili olduğunu bile düşünebilirsiniz. Ama bu aksiyon için gerçekten tüm dikkatinizi vermeniz harika olur. Bunu da yazıyı bitirdikten sonra TopGear.com adresinden yapabilirsiniz. Biz de bu arada Range Rover’ın akustik sığınağına yani daha çok NVH departmanı (gürültü ve titreşim) olarak bilinen yerine girerek, bu sesi nasıl bu kadar iyi yaptıklarını göreceğiz.

NVH gürültü ve titreşim konusunda çalışan bir endüstri. Buradaki insanlar hayatlarının çoğunu kabinlerin içerisinde geçiriyorlar ve hedefleri dingin bir ortam yaratmak. Ama zaman zaman, üretilmiş en hızlı Range Rover’a sarsıcı bir ses yaratma talebi de geliyor.

İlk geliştirmeler bilgisayar modelleriyle ve sürüş simülatörleriyle yapılıyor. Gelişim tamamlanınca da otomobil yarı yankısız odada, ses yansımalarını emen köpük sarkıtlarıyla buluşuyor. Sadece burada, yankıdan veya herhangi bir sesten uzak, otomobilin gerçek tınılarını alabilirsiniz.

Farklı hızlarda ve tam gaz gidilirken alınan kayıtlar, mühendislere sesin değiştirilmesi veya geliştirilmesi konusunda fikir veriyor. Bu bilimin arkasında elbette uzun süren baş ağrıları yatıyor ama bakın detaylarda neler var…

Her otomobil ses çıkarır fakat çok azı bunu müziğe çevirebilir. Müzikal olması için sesin bazı öncelikleri vardır: Kimliği tespit edilebilir bir perde, kaliteli bir ton ve sabit bir ritim. Bazı motorların sesi çok iyi değildir (dört silindirli ortalama bir motor düşünün) ama büyük V8’ler gibi bazıları güzeldir. Onları akşam yemeği boyunca dinleyebilirsiniz. Peki ama neden?

SVR’nin V8’ini ele alalım. Çapraz düzlemli krank mili sayesinde farklı bir ateşleme sırasına sahip. Bu yüzden iki silindir kümesini değişimli olarak ateşlemek yerine, bir küme iki kez ateşleniyor; sonra bunu diğer taraf izliyor ve bu sırayla devam ediyor. Bu da havanın her egzozdan (her silindir kümesi için bir egzoz) çıkması anlamına geliyor ve ortaya düzensiz ama yinelenen bir ses çıkıyor. Düşük motor hızlarında, V8’in tipik çarpıntılarını duyabiliyorsunuz fakat devir arttığında bu çarpıntı daha farklı bir tona geçerek müzisyenlerin armonik seri dediği forma kavuşuyor.

Burada temel olarak havanın motordan emilip egzozdan çıkmasından konuşuyoruz. Bu tüm otomobiller için aynı olsa da dört silindirli motor monoton vızıltılar çıkaracaktır. Büyük bir V8 ise daha fazla müzikal potansiyele sahiptir. Bu yüzden şöyle düşünün: SVR’nin egzozu bir trompet gibi. 5.0 litrelik kompresörlü V8 ise Louis Armstrong ve Miles Davis’in toplamından daha fazla akciğer gücüne sahip. Herhangi bir üflemeli enstrüman gibi o da akort edilebiliyor ve işte sihir de burada gerçekleşiyor.

Örneğin borular ön susturucudan (böylesine gürültülü bir otomobil için yanlış bir tanımlama) geçerken, havanın ufak deliklerden çıkmasına izin veriliyor. Böylece her yandan gelen vuruşlar, arkaya ulaşmadan önce birbirine karışıyor. Tüm bunların ötesinde mühendisler, tüplerin uzunluğundan şekline ve çapına kadar her şeyle oynuyorlar (standart araçta tüpler 55 mm iken burada 60 mm). Tüm bunlar egzoz sesinin karakterine etki ediyor.

Her bir darbenin müzikal bir nota olduğunu düşünün ve bu notalar bir araya geldiğinde bir koro etkisi yaratıyorlar. İşte egzozun yaptığı da bu.

Sadece üç veya dört nota çalıyor olabilir fakat her biri farklı frekanslarda ortaya çıkıyor. Bu da orkestra etkisi yaratıyor. Çello do majör çalarken keman başka notadan çalıyor. Bu frekanslar sesin karakterini belirliyor. Ancak SVR’nin gerçek numarası, egzozunda elektronik olarak kontrol edilen supapların bulunması. Bunlar 3000 d/dak civarında açılarak maksimum hava akışına izin veriyorlar; yani maksimum sesi alıyorsunuz. Yakınında durursanız 110 dB civarında ses çıkıyor. Spor otomobillerde bu tür ses supaplarına alışığız ama bir Range Rover’da ilk kez görüyoruz ve bu kadar boğuk olanını deneyim etmemiştik.

Motor da biraz daha fazla yakıt tüketmeye programlanmış. Bu da gaza bastığınızda sıcak egzoz sisteminde yanmamış benzinin patlayıp çatırtılar çıkarmasını sağlıyor. SVR’nin bu kadar coşkulu olması alışılmadık bir durum ve diğerleri onun yanında biraz af diliyor gibi. Bir şey daha var: Ses kontrolü ve emisyonlar üzerindeki tüm yasallaştırmalara ve moda haline gelen sessiz elektrikli otomobillerin getirdiği sosyal baskıya rağmen, Range Rover’ın SVR takımı, kulakları az duyan yaşlı birini dahi korkutabilecek bir makine yapmayı başarmış. İşte bu yüzden TopGear Ödülleri’nde Yılın En İyi Sesi, sizi keyiflendirdiği için Range Rover Sport SVR’ye gidiyor.