Eğer bir tanktan bahsetmiyorsak, ağırlık denilen olgu hareket eden her şeyin düşmanıdır. Yol tutuş, yakıt tüketimi, düzlükteki hız, bileşenlerin kaplaması ve benzeri her şey, ağırlık kavramından etkilenir veya otomobilin omuzlarına fazladan yük bindirir. Üreticiler fizik kurallarını yeniden yazan elektronik aktif yana yatma kontrol sistemlerini süspansiyonda kullanıyor veya gecikmeleri ortadan kaldıran elektrikli turbolar kullanabiliyor ancak ağırlık sabit kalıyor. Kısacası ağırlık olmadan, her şekilde daha iyi bir otomobil üretirsiniz.

Jaguar, fotoğraflarını gördüğünüz bu XF modeliyle işleri biraz ileri götürdü. 1700 kg’lik standart otomobilden çok daha hafif çünkü gövdesinin, kabin kaplamasının ve motorunun yarısı yok. Neyse ki Jaguar sürücü koltuğunu ve dört tekerleği otomobilde tutmayı akıl etmiş. Bu noktada görüş açısının mükemmel olduğunu söyleyebiliriz. Yine de desteksiz direksiyon, manevra yapmanız gereken noktalarda işinizi zorlaştırıyor.

XF’i ortadan kesmek tamamen bilimsel bir amaç doğrultusunda gerçekleşti. XF’in gövdesini soyarak size konfor ve canlılık arasındaki o müthiş dengeyi nasıl kurduğunu göstermek istedik. Bu durumun temelinde, XE ve F-Pace ile paylaşılan tamamen alüminyum platform rol oynuyor ve bu platform çok ciddi yararlar sağlıyor.

Öncelikle otomobilin eski versiyonundan 190 kg daha hafif olmasını sağlıyor ki aynı zamanda benzer BMW 5 Serisi’nin ağırlığından 80 kg daha düşük. Diğer yandan gövde daha sert ve çok daha geniş bir kabin hacmine olanak sağlıyor. XF, 114 g/km emisyon değeriyle markanın en çevreci modeli. Bunun yanında F-Type’ın 380 bg’lik supercharger’lı V6’sına sahip XF, 0-100 km/s hızlanmasını 5.3 sn’de tamamlayabiliyor. JLR’nin özel operasyonlar departmanının, otomobilin hafifliğinin kendini çok daha fazla hissettirebileceği V8 motorlu bir XF SVR üzerinde çalıştığını biliyoruz. İşte ileri görüşlülük budur.